BİR PROJE GELİŞTİRİCİSİNİN SAVUNMASI

Çantacı, Türk Dil Kurumu’na göre çanta imalatı yapan veya satan kişiye denir. Yıllarca çantacı deyince de aklıma sadece bu iki anlam geliyordu. Ancak üniversite yıllarımda bir arkadaşım anlattığı bir olay çantacı ifadesinin başka bir anlamı olabileceğini öğrenmeme neden oldu. Bana müteahhitlik belgesine sahip olan ve zamanında bazı iş bitirmeleri olduğu için yapılan inşaat ihalelerine girme hakkına sahip bazı kişilerin inşaat işleri yapmaktansa ihale ihale dolaşıp katıldıkları ihalelerde, ihaleyi almak isteyen kişilerin lehine fiyat teklifinde bulunmak veya ihaleden çekilmek şartıyla belli bir para aldıklarını söylemişti. Bu yapılan işe de çantacılık deniyormuş. Yıllar sonra Enerji piyasasında da aynı tanımın kullanıldığını öğrendim. Bu piyasada Çantacılık, özellikle Rüzgar Enerjisi Lisans başvurularında lisans hakkını alıp fahiş fiyatlara başkasına devreden kişilere deniyormuş. Son zamanlarda ise Lisanssız GES projelerinde de aynı kavram kullanılmaya başlandı. GES piyasasında çantacıların bir şekilde aldıkları çağrı mektubu hakkını fahiş fiyatlara yatırımcılara satmaya çalıştığı söylenmekte. Çaresiz yatırımcılar da fahiş fiyatlardan satılan bu projeleri ya mecburen almakta ya da yatırım yapmaktan vazgeçmektelermiş. Bu durumda da ülke ekonomisi ciddi zarar görmekteymiş. Enerji Günlüğü yazarlarından Hasan YİĞİT “Enerjide Çantacı Ekonomiye Zarar” başlıklı yazısında Çantacıların elindeki her 1 MW`lik proje, Türk Ekonomisine aylık 15.000 ile 20.000 USD zarar verdiğini yazmış. 07/09/2015 tarihi itibariyle TEDAŞ’a toplam 3.098 GES proje başvurusu yapıldığı, onaylanan proje kurulu güç toplamının 1.141 MW; kabulü tamamlanan projelerin gücünün 154 MW; kabul aşamasındakilerin gücünün ise 42 MW olduğu göz önüne alınırsa çantacıların ekonomiye verdiği zarar çok ciddi boyutlara çıkmakta. Belki de ağır ceza mahkemelerinde yargılanacak kadar ciddi bir suç işlemekteler.

 

Akira KUROSAWA filmlerine aşina olanlar KUROSAWA’nın Rashomon isimli filmini bilirler. Bu film KUROSAWA’nın en sevdiğim filmlerden birisidir. 1950 yapımı olan filmde aynı olayı farklı kişilerin ne kadar farklı olarak anlatabileceği izleyiciye gösterilmektedir. Aslında Rashomon bize gerçek diye kabul ettiğimiz şeyin hangi açıdan baktığınıza göre değiştiğini anlatmaktadır. Gelin isterseniz Lisanssız GES Projeleri piyasasındaki bu çantacı olarak tabir edilen Proje Geliştiricilerinin yaptıkları işe, Rashomonvari bir yöntemle, Proje Geliştiricilerin gözüyle bakalım. Daha sonra filmdeki gibi hiç bir yargıya varmadan bu konudaki son kararı siz değerli okuyucuların kararına bırakalım.

 

Yaklaşık bir buçuk yıldır Ege sahillerinden Ermenistan sınırına kadar neredeyse tüm bölgelerde proje geliştirmiş ve geliştirmeye devam eden; başvuru süreciyle ilgili olarak kılavuz ve broşür gibi dokümanlar hazırlamış ekibin bir üyesi olarak GES proje geliştirme sürecinin üç temel aşaması olduğunu söyleyebilirim. Birinci ve belki de en zor aşaması arazi bulma aşamasıdır. İkinci aşaması başvuruların yapılmasından çağrı mektubu alınmasına kadarki başvuru süreci; üçüncü aşama ise imar planını başvurularının yapılmasından inşaat ruhsatı alınmasına kadar geçen imar sürecidir.

Proje satın alan yatırımcılar genelde yukarıda bahsettiğim GES Projesi geliştirme sürecinin ilk iki aşamasında hiç bulunmazlar; üçüncü aşamada ise hiç bir sorumluluk almazlar. Dolayısıyla Yatırımcılar, GES projesi geliştirme sürecindeki olası hiç bir riski ve sorumluluğu almadan arazi dahil inşaata hazır bir proje satın almış olmaktadırlar.

Genelde, Yatırımcıları proje satın almaya seçeneğine iten en önemli neden, bürokrasisi çok karmaşık ve emek yoğun bir süreçte herhangi bir risk ve sorumluluk almadan inşaata hazır bir projeye sahip olmak istemeleridir. Bunun yanında tüm sorumluluğu ve riski alarak bu süreci yönetip ve ilerletecek iyi bir ekibe sahip olmamalarıdır. Ancak şunu da söylemek isterim ki kendi ekibiyle bu süreci ilerleten yatırımcılar da yok değil. Ama GES piyasasında yatırım yapmak isteyen yatırımcıların bir kısmı daha önce hiç enerji yatırımı yapmamış farklı sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ niteliğindeki orta ölçekli yatırımcılardır. Yeterli know-how’a sahip olmayan bu yatırımcılar için projeyi satın alıp daha sonra başka bir EPC firmasına yaptırarak ilerlemek daha cazip bir yöntem olmaktadır. Yine aynı yöntemle ilerlemek bir kısım yabancı yatırımcı için de cazip görünmektedir. Çünkü yeterli know-how’a sahip yabacı yatırımcılar için Türkiye gibi bürokrasisi zor bir ülkede en az riskle ilerleme yöntemi, proje almak olduğundan genelde onlar da bu yöntemi tercih etmektedirler. Dolayısıyla proje geliştiricilerinin proje geliştirme faaliyetleri olmazsa farklı sektörlerde faaliyet gösteren orta ölçekli yatırımcılar ile yabancı yatırımcıların GES yatırımı yapması çok zorlaşacaktır.

Acaba proje geliştirme faaliyetlerinin çantacılık olarak suçlayıcı bir tabirle nitelendirilmesinin nedeni orta ölçekli yatırımcıların GES yatırımı yapmasının istenmemesi midir? Bu sorunun yanıtını Kurosowa’nın yaptığı gibi siz değerli okurlara bırakıyorum.

Bir Cevap Yazın